Kurban [Opfer]

21. September 2008 - 20:59 Uhr

3.10. | 20.00 | schauspielfrankfurt

Theaterstück
TÜRKISCHE STAATLICHE BÜHNEN ANKARA
Autor: Güngör Dilmen Regie-Choreographie-Dramaturgie: Ayşe Emel Mesci


KURBAN ist eine Interpretation von MEDEA von Euripides und ist durch seine gestalterischen und lyrischen Eigenschaften eine typisch anatolische Tragödie. Im Stück finden wir Spuren der alten anatolischen Riten und türkisch-schamanitischen Glaubensrichtungen mit einem Aspekt der Frauenproblematik. Das Stück aus dem Jahr 1967 bearbeitet den Aufstand der Frau gegen eine herrschende Männergesellschaft in einer Zeitepoche, die gesellschaftliche Veränderungen hervorbringen sollte. Der Schnittpunkt des Zusammenlebens als Gemeinde und des Freiheitsdrangs des Individuums  in Anatolien ist der Rahmen des Stücks.

KURBAN, Euripides’in MEDEA’sının, bir yorumu olup, şiirsel ve şekilsel özellikleriyle tipik bir Anadolu tragedyası örneğidir. Kadın sorunu ekseninde bir insanlık dramını evrensel bir tema haline getirmiştir. Bu çok yönlü insan manzarası, bağrında tarihin çağlarını bir arada yaşatan ve cemaat tarzında varoluş ile bireyin özgürleşmesi arasındaki geçit noktasında bulunan Anadolu toprağının çerçevesine tam anlamı ile oturmaktadır.

II. Kadın: Binlerce Karacaören’de binlerce kadının yazgısı bu.
Sen mi değiştireceksin?
Zehra: Nice çoğaltsanız örneği boş. Bana aykırı. Binler bin, ben birim. Aşımı, ocağımı paylaşırım herkesle, paylaşamam erkeğimi.

Kommentieren » | 3.10.2008, Programm

Misafir [Der Gast]

20. September 2008 - 14:54 Uhr

4.10. | 20.00 | Gallus Theater

Theaterstück
ETHNO THEATER, mit Unterstützung vom Arkadas Theater
Autor: Bilgesu Erenus, Regie: Nurhan Karadağ

 

Mit einer Mischung aus Ernsthaftigkeit und Komik wird in diesem Stück ein „Gastarbeiter“ - Leben vorgeführt. Nach langen mühsamen Jahren in Deutschland versucht Musa, etwas Ruhe und Geborgenheit in seiner alten Heimat wieder zu finden. Was ihn dort erwartet, ist jedoch Spott, Missgunst und Ablehnung seiner alten Kameraden. Sein Sohn, den er zurückließ, als er nach Deutschland kam, ist ihm völlig entfremdet und verhasst. Glücklos und zwischen zwei Stühlen will Musa mit seinem bisherigen „Gastarbeiter“ - Leben abrechnen.

Ein traditionelles Rollenspiel der „Yaren“ (Bauern- und Handwerkergemeinschaft) spiegelt seinen Werdegang. Wird Musa für immer als „Gast“ bleiben?

60’lı yıllarda ilk çocuğunu Türkiye’de bırakıp büyük umutlarla misafir işçi olarak Almanya’ya gelen Musa, geri dönüp huzura kavuşmak ister. Nereye gideceğini bilemeyen, kendine ve çevresine yabancılaşan “Gastarbeiter” Musa, geçmişiyle hesaplaşmaya girer.

Anadolu’nun  “Yarenlik” geleneğine dayalı bir oyun, onun öyküsünün aynası olur. Musa’nın yaşadıkları ve kullandığı Almanca karışımı Türkçe, seyirciye keyifli, bazen de hüzünlü anlar yaşatır.

Musa yeryüzünde hep misafir mi kalacak?

Kommentieren » | 4.10.2008, Programm

Ben Anadolu [Ich Anatolien]

19. September 2008 - 14:57 Uhr

5.10. | 19.30 | schauspielfrankfurt
Theaterstück

KENTERLER THEATER

Autor: Güngör Dilmen, Regie: Yücel Erten, Darstellerin: Yıldız Kenter

In ihrem 60. Künstlerjahr ist die Diva des modernen türkischen Theaters, Yildiz Kenter, mit dem Stück „Ben Anadolu“ („Ich, Anatolien“) auf der Bühne. Mit ihrer hervorragenden dramatischen Ausdrucksstärke und ihrer Körperbeherrschung schafft sie es, das moderne türkische Theater mit ihrer Solo-Performance zu vertreten. Sie schlüpft in die Rollen von 16 verschiedenen Frauen, welche von den Hethitern bis zur heutigen Zeit eine herausragende Rolle in Anatolien gespielt haben; Frauen, die den Lauf der Geschichte beeinflusst oder die Identität der Frau geprägt haben. 

Sanat yaşamının 60. yılında, modern Türk Tiyatrosunun yıldızı Yıldız Kenter “Ben Anadolu” oyunu ile,  Hititlerden günümüze Anadolu topraklarında öne çıkmış, tarihin akışını değiştirmiş ya da kadın kimliğini etkilemiş 16 farklı kadını canlandırıyor.
Bereket tanrıçası Kibele ile başlayan oyun bu tanrıçanın çeşitli kadınlarda cisimleşmesiyle devam ediyor. Hitit Kraliçesi, Troya Başkomutanı’nın karısı, Bizans İmparatoriçesi Teodora, ilk kadın tarihçi Anna, Orhan Gazi’nin karısı Nilüfer Hatun, Nasrettin Hoca’nın karısı, Şair Nigar Hanım, Halide Edip, Ayşe Sultan, Efesli Artemis, Puduhepa ve gene bu toprakların yetiştirdiği bir oyuncu, Yıldız Kenter…

Kommentieren » | 5.10.2008, Programm

Kadinin Feryadi [Der Schrei der Frau]

15. September 2008 - 15:05 Uhr

7.10. | 20.00 | Gallus Theater

Theaterstück
FRAUENGRUPPE DES ARSLANKÖY-ZELTTHEATERS
Autor und Regisseur: Hüseyin Arslanköylü

Im Jahr 2001 führte die Theatergruppe, damals bestehend aus Müttern einer Schülergruppe das Stück „Kadinin Cilesi“ („Die Leiden der Frau“) auf, welches die Ereignisse in Arslanköy thematisierte. Im folgenden Jahr wurde das Stück „Tas Bademleri“ („Steinmandeln“) im Stadtzentrum von Mersin aufgeführt. Dabei wurde das Interesse der lokalen und auch nationalen Presse geweckt. Das dritte Stück sollte etwas ganz anderes werden. Alle Schauspieler, sollten aus ihrem Leben erzählen und der Leiter, Hüseyin Arslanköylü, sollte dies wie immer in ein Theaterstück umsetzen. Die Darstellerinnen dieses Stückes, das 2003 in Arslanköy uraufgeführt wurde, waren ausschließlich Frauen. Das Spiel erhielt im Jahr 2007 den Afife Jale-Förderpreis.

Mersin Toroslarda Aslanköy’ün kadınları lise müdürünün desteğiyle 2001 yılında tiyatro yapmaya başladılar ve Arslanköy’de yaşanan olayları anlatan Kadının Çilesi’ni, 2002’de ‘Taş Bademleri’ adlı oyunları sergilediler.Dokuz kadının tarladan sahneye uzanan yolculuğunda “Kadının Feryadı” ise oyuncuların kendi hayatlarından yola çıkarak hazırladıkları üçüncü oyun.
Çocuğu olmayan kadın, okumak isteyen zorla evlendirilen kız, alkollü baba, yoksulluk, gelenekler, bilinçsizlik gibi temalar Aslanköylü kadınlar tarafından tiyatro sahnesinde biraz komik biraz trajik olarak canlandırılıyor.

Bu oyun 2007 yılında Afife Jale Tiyatro ödüllerinde mansiyon aldı.

Kommentieren » | 7.10.2008, Programm

Günesli Pazartesi [Sonniger Montag]

10. September 2008 - 23:10 Uhr

10.10. | 20.00 | Gallus Theater
Performance Theater
GARAJİSTANBULPRO
Choreographie: Şafak Uysal, Bedirhan Dehmen

In dem Stück „Sonniger Montag“ wird die Freundschaft unter Männern unter die Lupe genommen. Es wird der Frage nachgegangen, welche Aspekte solch eine Freundschaft ausmachen. Die beiden Choreographen Bedirhan Dehmen und Safak Uysal lassen sich bei ihrem ersten gemeinsamen Projekt sowohl von ihren persönlichen Erfahrungen als auch von geschichtlichen Fantasievorstellungen von Männerfreundschaften inspirieren. Ausgangspunkt ist das „Buch der berühmten Freundschaften“, in dem Freundschaften zwischen Männern stets distanziert beschrieben werden.

Erkekler kendileri ve birbirine gerçekte ne kadar dost olur? Güneşli Pazartesi, konusu itibariyle erkekler arası dostluğu mercek altına yatırıyor. Bedirhan Dehmen ve Şafak Uysal, kişisel deneyimlerinden ve tarihte yer etmiş arkadaşlık tahayyüllerinden yola çıkıyor. Başlangıç noktaları ise arkadaşlık edebiyatının klişelerinden birisi olan “meşhur dostluklar atlası”nda hep erkeklerin, üstelik sıklıkla destansı terimlerle yer alıyor olması.

Kommentieren » | 10.10.2008, Programm

Stadt für eine Person [Tek Kişilik Şehir]

9. September 2008 - 21:00 Uhr

11.10. | 20.00 | Gallus Theater
TheaterstückTÜRKISCHE STAATLICHE BÜHNEN ANKARA
Autor: Behiç Ak, Regie: Serhat Nalbantoğlu

Haben wir schon nur einköpfige Familien? Sorgt die Technologie dafür, dass wir im Sommer frieren und im Winter schwitzen? Besteht das Leben nur daraus, dass wir bestimmte Schulungen besuchen?
Werden die Städte zum Umland weggetragen? Sind Selbstmorde nur wegen eigener Sorgen? Sie können über sich selbst lachen; können Sie auch sich selbst kitzeln?

Artık aileler tek kişilik mi? Teknoloji yazın üşümemizi, kışın terlememizi mi sağlıyor? Hayat bir takım kurslara gitmekten mi ibaret? Ekonominin kötüye doğru gittiğini havanın ve suların temizlenmesinden anlayabilir miyiz?
İnsanlar sırf kendi çıkarları için mi intihar ediyor? Şehirler, şehir dışına mı çıkıyor? Küsmek, kalp ve damar hastalıklarına iyi gelir mi?
Kendimizi en yalnız hissetmediğimiz anlar, yalnız kaldığımız anlar mı?
Kendinize gülebilirsiniz ama kendinizi gıdıklayabilir misiniz?
Kandırılması en kolay erik ağaçları mı?
Günümüz insanını yalnızlığa iten ve giderek sadece “tek kişilik aileler” için kullanışlı hale gelmeye başlayan büyükkent yaşamının mizahi bir eleştirisini yapıyor oyun.
Bireyi sorguluyor ve günümüz yaşam biçiminin dayattığı birçok kavramı, ilişkiyi yeniden düşünmemize neden oluyor.

Mizah yazarı olan Behiç Ak‘ın oyunu modern bir yorumla karşınızda.

Kommentieren » | 11.10.2008, Programm

« Ältere Einträge